Büyük Aile Projesi

Büyük Aile Kumbara Kart Nedir ? Sorular ve Cevapları

By admin | Nov 22, 2011

Soru: Yani bu iş, basit bir sistemle kazanmak bu kadar kolay mı? (Faruk Şaşmaz / Sistem Mühendisi )


Yanıt:
Bu soruyu bilgi sistemlerinden vereceğimiz bir örnekle izah edelim.

Eskiden 1 GB bilgiyi depolamak ya da saklamak için kullanılan malzemeye harcana parayı bir düşünün… Şimdilerde böylesine bir işlemi yapmak için bir flash disk veya maliyeti çok küçük bir DVD yetiyor.

Sizce bilgisayar keşfedildiğinden beri bu sürecin maliyeti kaç liraya indi? Ya da şunu düşünün; eskiden bir fabrikatörün zengin olmak için dev sermayelerle araç gereçlerini alması, AR-GE çalışmaları yaptırması gerekiyordu. Donanımlı bir bina, çalışma bantları, yüzlerce, belki binlerce istihdam anlamına geliyordu üretim.

Peki bugün sanal ortamda büyük bir değeri olan youtube veya amazon.com türü firmaların kurulumu için sizce ne gerekti? Sadece kafa kafaya vermiş zeki ve azimli iki gencin bir araya gelmesi değil mi? Sizce de artık dünyada iş yapma şekilleri devrim niteliğinde değişimleri geçirmedi mi ve hala da geçirmiyor mu? Hayal edebilene tüm bunlar kolay mı zor mu sizce?

Şimdi bu anlayışı eskiyle bir kıyaslayın… Her geçen gün daha az kazanca ulaşmak için daha çok çabalayan; yeniliğe ayak uyduramadığı için daha çok zaman ve emek harcayan mı olmak daha doğru? Yoksa bilgi çağının getirdiği ve çok hızlı sonuç alınacak yöntemlerle çalışmak mı?

Dikkat edin… Dünya, genç nesil ve donanımlı danışmanlar/çalışanlarla bu hıza ayak uydurmaya çalışıyor. Yöneticiler olarak bu yöntemler keşfedilmezse biz bir yüzyılı daha ıskalama tehlikesi ile karşı karşıyayız. Geri kafalılık ve yöntem bilmezlikle, değişime ve yeniliğe dirençle yok olma rayına atlama tehlikesi ile karşı karşıyayız. Belki bu evrimin mahiyeti tam fark edilemedi ama hakikaten inanması zor bir değişim ve hız süreci içindeyiz. Bu süreçte kazananlar da eski usullerle iş görenler değil, değişimin seyrine yelken açanlar oluyor…

Sorunun cevabına gelirsek; “azim” “teknoloji” “süreklilik” ve en önemlisi tüm bunların öneminin farkına varmış insan faktörü yani “siz”lerle… Bu kadar kolay aslında… Ama acaba herkesin aklına gelmesi bu kadar kolay olmuyor mu dersiniz? Sizce de alışkanlıkları kırmak, atom bombasını patlatmaktan daha mı zor?

Soru: Küçük esnafın rekabet gücünü artırmak büyüklerin zararına olacağından onlar bu sistemi yok etmek için saldırmazlar mı? (Cemal Uslu / Esnaf)


Yanıt:
Sistem, ilk etapta dediğiniz gibi küçük esnafın lehine büyükleri zarara sokacakmış gibi duruyor. Fakat Büyükaile’de her bir unsuru dikkatle düşündük ve her etapta ona göre adım attık. Bu sistemin ana ilkelerinden biri de hiç kimsenin mağdur edilmemesi; herkesin kazancın bir parçası olması. Ve herkes, bulunduğu konumunu bir üst düzeye taşıyacak. Dolayısıyla sadece küçüklerin değil büyüklerin de kazancını dikkate aldık. Sistemin ikinci etabında da açıklayacağımız üzere; büyüklerin, sermaye güçleri oranında çok daha fazla kazanç sağlayacağı bir yapı kurduk. Hem de ortak olan halkı ve küçük esnafın da gönülden ve kendilerini de kazandıran desteğiyle…

Soru: Bu sistem yolu ile büyük oranlı indirimler yapılacak diyorsunuz. Aynı konuda hizmet veren tüm kurum ve kuruluşlarla farklı indirim anlaşmaları yapılabilir mi? Tek kurumla yapılacak anlaşmalar işi tekelleşmeye götürmez mi? (Mustafa Türkyıldız / Esnaf)


Yanıt:
Konusu aynı olan firmalar farklı indirim verebilirler. Tabi ki videoboardlarda en uygun teklif yayınlanacaktır. Diğer firmaların yaptığı iskontolar da internet vasıtası ile halka duyurulacak ama videoboardlara çıkmayacaktır. Örneğin; benzin indirimlerini bir firma % 13, diğeri %12 ve bir başkası ise %5 oranında vaat ediyorsa bu durumda yalnızca %13’lük iskonto videoboardlarda yayınlanacaktır.

Ancak diğerleri de internette halkın tercihine açılacaktır. Bu durumda hem bir yere mahkûmiyet tekelleşmeyi ortadan kaldıracaktır hem de diğerlerinin de görülmesi, bir sonraki ıskonto tekliflerinin verilmesini etkileyecektir. Diğerlerinin de videoboardlara çıkabilmek için zaman içinde % 13 için kendilerini zorlamalarına sebep olacaktır.

Soru: Büyük tedarikçiler kendi aralarında tekelleşirse ve bu ilçeye verilen üründe ya da hizmette indirim yapmaz ise ne olur? (Ali Yaman / Berber)

Yanıt: Bu söylediğiniz, serbest rekabet şartlarında mümkün olmayan bir varsayımdır.

Ancak diyelim ki bir süreliğine böyle bir durum oldu. Bu durum, kentte yeni firmaların türemesi, yeni zenginlerin oluşması anlamını taşır. Çünkü piyasa boşluk kabul etmez. Küçüklerin büyüme süresi de daha hızlanmış olur.

Soru: Satıcılarla ıskonto pazarlığına gidenler kendilerine şahsî avantaj sağlayamaz mı? Bu durum nasıl denetlenecek? (Gülden Arabacı / Öğrenci)


Yanıt:
Iskonto pazarlıkları sistemin diğer etaplarında detaylıca izah edilen “Markadaş” adlı yapı tarafından denetlenecektir. “Markadaş”; içinde üniversiteden uzmanların, halkın ortak olduğu AŞ yönetiminin, profesyonel bağımsız kurum temsilcilerinin… yer aldığı profesyonel bir denetleme bir yapısıdır aynı zamanda.

Markadaş tarafından yapılacak bu pazarlıklar, mahalle videoboardlarında yayınlanacaktır. Ayrıca; buradaki görevlilerin üniversiteden olanlar hariç görev süresi, 6 ay ile sınırlıdır. Ve pazarlığı yapan ile sözleşmeyi yapan kurum temsilcileri asla aynı değildir.

Bu durumda az ıskonto veren firma başkası ile rekabet şansını kaybeder, en yüksek ıskonto videoboardlarda yayınlanır. Zaten bu durum, otomatik bir asıl denetici anlamı taşır. Yoksa ıskonto yapılan firma, tek satıcı anlamı taşımaz. O, ıskontosundan dolayı reklamı yapılarak halkın yönlendirildiği firmadır.

Soru: Bir iş yapılması gerekiyorsa, mesela sokaktan konteynır çalındığı zaman yerine konması gerektiğinde yönetim, “yeni bir konteynır istemiyoruz” deme hakkına; asfalt ya da tretuvar bozulduğunda, yenilemek gerektiğinde geliri azalmasın diye ilçe yönetimi ya da STK platformu; “istemiyoruz” deme hakkına sahip olursa, iş engellemeleri ile hizmette eksiklik oluşmaz mı? (Adem Kuyucaklı / STK Temsilcisi)

Yanıt: Çalınma, zarar görme durumu ile yenileme farklı şeylerdir. Şöyle ki; bir konteynırın, mazgalın ya da başka bir şehir mobilyasının çalınması durumda yenilenmesi zorunludur.

Çünkü şirket ihaleyi alırken konu ile ilgili ürünlerin sigortasını da yapmış demektir. O sebeple eğer güvenlik, devletin resmi güçleri tarafından sağlanmıyorsa özel güvenlik şirketi elemanlarınca sağlanıyorsa onlara verilecek olan maaşların belli bir kısmı, işi (örneğin sokağın bilboard koruma  işini) alan firma tarafından karşılanacaktır. Karşılığında da şirketin sigortaladığı halka ait olan bu tür malzemeler güvenlik firmasınca da korunacaktır.

Her şeye rağmen bir kamu malı çalındığında, ya da zarar gördüğünde, zarar veren ortada yok ise, maaş kadar oran güvenlik firmasından tahsil edilecektir. Zararın kalanı da, halkın da ortağı olduğu, belediye iştiraki olan şirketçe karşılanacaktır ve halka dağıtılacak paradan düşülecektir. Böylece halkın da zararı sahiplenmesi, bir sonraki zararı dolaylı olarak önlemesi sağlanmış olacaktır.

Bozulan asfalt ya da tretuvarın yeniden yapımına gelince; bu kararı belediye verir. STK platformu, halk şeffaf sürece açık olarak sadece denetler. Ayrıca buranın yapım ihalesi de halka açık olarak gerçekleşecektir. Yani; bu işin yapılması gerekiyorsa ihale edilecektir. Bu durum halk tarafından da denetleneceği için hiçbir belediye yetkilisi, keyfi olarak bi işi istediği kişiye ihale edemeyecektir. Üstelik bir yerin gereksiz yere yapılması hem başkana itibar kaybettireceği hem de sistemin yapısından dolayı böyle bir şey mümkün olmadığı için gereksiz yenileme işlemlerinin pratikte bir anlamı da olmayacaktır.

Üstüne üstlük siyaseten de olsa halka hesap vermek zorunda kalacaktır. Diyelim ki tüm bunlara rağmen gereksiz olduğu halde bir iş yapıldı. Bu durumda bile yeniden yapılacak olan işin yapılma gerekçeleri videoboardlarda yayımlanacaktır. 3 ayda bir yapılacak olan “ses alma günlerinde “ halkın ilgili kurumdan yüz yüze hesap sorması da ayrıca mümkün olacaktır.

Bu durumda aklı başında hangi belediye başkanı, gereksiz bir yenileme yapmak ister ki?

Soru: Herkes aynı anda şirkete hissedar olmazsa, bu insanlara karşı nasıl bir ortak edinme yöntemi sağlanacak? Ayrıca tüm STK’lar platforma üye olmayarak yönetim kuruluna adam yollamaz ise, sadece bir kısmı yollarsa, nasıl bir yöntem ile bunun yayılması sağlanacak? (Yasemin Güvelioğlu)

Yanıt: Öncelikle güvenenlerin oluşturacağı bir ortaklık kurulacak. Ardından da kurulan şirketin sağladığı avantajlar videoboardlarda yer almaya başlayacak. (Ancak her şartta, ilçedeki tüm hane ve işyerleri için hisse bölümlendirilmesi yapılmış olacaktır.)

Örneğin; yakıtta o ilçe halkına % 13 indirim sağlandığını varsayalım. Bu, sadece ortaklara değil tüm ilçeye duyurulacaktır. Ve ilgili ıskonto noktalarında da (bu durumda benzin istasyonlarında) videoboardlardaki gibi bu indirim yayımlanacaktır.

Giyim, gıda, eğlence, vs. gibi alanlardaki avantajlar da sisteme dâhil oldukça,

· Bu indirimleri isteyenler,

· Özel eğitimlere dâhil olmak isteyenler,

· Nuh’un Gemisi’nden yararlanmak isteyenler,

· İhale ve sabit gelirlerden pay almak isteyenler,

· Düşük maliyetle hizmet/ürün satın almak isteyenlerin kısa zamanda bu yapıya dâhil olması mümkün olacaktır.

STK’lar için de durum aynıdır. İlçede yeni sistem yürüdükçe, kent denetimine katılma hakkına dâhil olmak istemelerinin, kendi çıkarlarına olduğunu görecekler.

Üstelik bu sistemde din, mezhep, parti, çıkar grupları ayrımı olamadığını gördükçe katılımın artması kendiliğinden olacak. Kim, kendine kâr getirecek bir sisteme dâhil olmak istemez!

O zamana kadar da, sistem ilk katılanlarla yürütülecektir. Ancak, halktan farklı olarak talep eden her STK, talep ettiğinde sisteme ve dolayısıyla denetime dâhil edilmek zorundadır.

Soru: Akış şemasında %30 olan ama bana göre% 50 olan kârlılığın tamamı şirketin gibi görünmektedir. Paranın tamamı işletmeye nasıl kalacak, işlerin hepsini şirket mi yapacak? (Saadet Erkır/ Ekonomist - Ev Hanımı)

Yanıt: Şirket, bunların hiçbirini doğrudan kendisi yapmayacak. İşleri mümkün olduğunca, ilçede şirket ortağı olan, iş yapma kapasitesine,yeterliliğine ve büyüme potansiyeline sahip tüm iş sahiplerine yaptıracaktır. Bu durumda işi yapan, büyüyen, zenginleşen de yine orada yaşayan halk olacaktır. Şirket ise yaptığı ihalelerde taşoran (konu ortağı) ile arasında oluşan kârın sahibi olacaktır. Bu iş ister bir yol yapımı veya çöp ihalesi olsun, ister büfe ya da otopark işletmesi, durum değişmeyecektir.

Mesela; İstanbul Büyükşehir Belediyesinin hizmet ve ürün satın almak için yaptığı ihaleler veya başka tüm satın almaların toplam bütçesi; iştirakler ve bağlı kurumları dâhil, 15 katrilyon olsun. Sizin (%50 diye belirttiğiniz) hesabınıza göre böyle bir tabloda kârlılık oranı çok olacağından; biz özet rapordaki kendi hesaplarımızdan yola çıkarak kârlılığı % 30 olarak ele alalım ve bir hesap yapalım. Bu miktarın, arada kimse olmadan ihalenin gerçekleşmesi ile şirkete bırakacağı en minimum rakam % 10 olsa, yekûn, 1.5 katrilyon gibi büyük bir rakama ulaşacaktır. İlçede de durum, bütçe oranında düşünürsek yüzdeler açısından çok farklı olmayacaktır İki taraftan gelecek kârın ya da kârın oluşturacağı getirilerin tamamı da, ortakların yani halkın cebine girecektir.

Soru: İster kabul edelim ister reddedelim, ister benimseyelim isterse karşı duralım kapitalist bir sistemin içinde hayatımızı devam ettiriyoruz. Bu sistemin devamından yana olanlar da bütün güçleriyle mevcut mekanizmanın devamı ve aksamaması için seferber olmuş durumda. Böyle bir sistem içinde Büyükaile projesinin hayat bulma imkânı ne kadar reel? Sistem içinde karşı bir sistemin devamlılığı ne derece mümkün? Yukarıdaki sorumun ışığında yine bu sistemin inkıtaya uğramaması için aldığınız tedbir paketini açıklar mısınız? (Hakan Gül / Ekonomist)

Yanıt: Büyükaile modelinin bugün uygulanan alışılmış sistemden farklı bir yapısı yoktur. Bizim yaptığımız şey, zaten mevcut sistemin içindeki açıkların sistemi yaşayanlar ve yaşatanlar lehine ve yine sistem içinde kalarak düzenlenmesidir. Sistemi herkesin kavramış olması ve bunu görmesi; halkın kabulü için en önemli realitedir. Tabi ki, yolsuzluğa geçit vermeyen önemli tedbirlerin, bazı musluk başı bekçilerine ciddi zararı dokunacaktır. Ancak düzen, istense de istenmese de, şeffaflığa, aidiyete, bireysel kazanca, denetime, sivil toplum kuruluşlarının ve halkın tüm yönetim süreçlerine dahil olmasına doğru ilerlemektedir.

Bu da, temelinde herkesin yönetime katılması, bu katılımdan kazanç sağlaması, herkesin katıldığı bir demetim ile haksız kazançların engellenmesi gibi getirileriyle modelinin yolu kısa zamanda açılacaktır. Bu sebeple bir pilot uygulama, tüm bunların pratikte ne anlam ifade ettiğinin kavranmasını sağlayacaktır. Çünkü bu sistem içindeki projeler, dünyanın değişik ülkelerinde zaten uygulanagelmektedir. Ve biz de pilot uygulamada bir yönetim modeli olarak başarısını hep birlikte göreceğiz.

Soru: Bugünkü düzen içerisinde, büyükaile projesi dediğiniz sistemin uygulanabilmesi mümkün mü, yoksa söyledikleriniz hoş bir hayalden, ütopik bir toplum modelinden mi ibaret? Çünkü konuştuğum kişilerin hepsi, mükemmel bir proje demesine rağmen bir kısmı, uygulanmaz diyor. (Ahmet AYDIN / Eğitimci)

Yanıt: Uygulanmaz ifadesi, “Birileri müsaade etmez!” anlamı taşıyor. Yani, itiraz edenler “Yapılması mümkün ama, bugünkü düzende, halk lehine olan böyle bir sisteme müsade etmezler!” demeye getiriyorlar. Uygulanmaz olduğuna ikna için çalışanlar, uygulandığında konumlarını kaybedecek, rant dağıtan ve sadece ranttan beslenen bir avuç “işi düzgün”dür! Uygulanmaz görüşüne inandırılmaya çalışanlar ise, bu anlayışın değişebileceğine ümidi kalmamış, eski düzenin devamının tek çare olduğuna inandırılmış, (işi düzgünler tarafından) bundan dolayı sıkıntıdan kurtulamayan vatandaşlardır.

“Olamaz” değil “olmaz” derler. Neden? Bu dediğimiz sisteme itiraz edenler yoksa;

* Banka kartına mı yapılamaz diyecekler!? Yoksa banka kartının indirim yapılan bir araç olarak kullanılacağına mı?

* Belediye şirket kuramaz mı diyecekler!?

* Sivil toplum kuruluşu yok ya da kendilerine fayda sağlayacak /para sağlayacak işlerin içine bir kişi bile olsa kimse dahil olmak istemez mi diyecekler!?

* Yoksa her hane bir kuruş dahi veremeyecek mi kendini büyütecek bir sistem için?

* Elde edilen gelirleri dağıtmak için muhtarlar fukara tespiti mi yapamayacaklar?..

* Yoksa halkın kendi menfaatlerini bilmediğini, para kazanmak istemediğini, bu kazanca ihtiyacı olmadığı mı iddia edecekler?..

Ya da itiraz edenler serbest rekabet piyasasına rağmen;

* Ürün ya da hizmet alınacak firmaların; “Benden almayın, indirim yapmam!” diyeceğini mi iddia ediyorlar?

* Veya üretim için yeterince arazimiz, imkanımız, yerimiz yurdumuz, tesisimiz olmadığına mı inanalım?

* Firmaların para kazanmak için faizsiz kredi istemeyeceklerine bizi inandıracak biri mi var yoksa?

* Yoksa belediyelerin, bütçelerinden, aslında bu krediyi oluşturacak kadar bir bütçeyi dışarıdakilere kâr sağlamak için kullandığını mı gizlemeye çalışacaklar bu sistemin içinde?

* Belediyelerin rant sağlayan imar kozu, ihale kozu, otoparkları, reklam alanları,

büfeleri olmadığını mı iddia edecekler yoksa?…

* Denetim mekanizması için videoboardların icat edilmediği ya da internetin olmadığını mı öne sürecekler?…

* Yoksa kasa hareketlerinin ortaklara gösterilemeyeceği mi, ihalelerin şeffaf olarak

yapılmasının yasak olduğu ile mi kandırılacağız, dünyanın habire şeffaf böt yönetime doğru evrildiği böylesi bir dönemde?…

* Boş arazilerimizde emeklilerimizle domates yetiştirmenin zorluğu mu öne sürülecek bahane olarak?..

* Konserve yapmak için özel sektörün meslek kuruluşları oluşturamayacağı ya da konserve yapamayacağı gibi basit bir gerekçeye mi inandıracaklar bizi?

* Marka üretiminin insan hayatında olduğu gibi kent hayatında da kullanılabileceği gibi basit b ir gerçeği mi algılayamayacağız yoksa?

* Bu halkın kendi malını kontrol edemeyeceği, o yüzden bu sistemin işlemeyeceği mi öne sürülecek bahane olarak?

* Üniversitelerin sosyal, ekonomik, şehir projeleri geliştiremeyeceği için önümüzün açık olmadığı mı acaba bahaneleri?

* Yoksa ihracak şirketleri kâr etmekten mi korkacak, kazanmak istemeyecek?…

* Veya, halka açık bir şirkette bir kuruşa ortak olan hanelerin 1 kuruştan başka bir riski olabileceği konusunda yeni anlayışlar mı geliştirilecek?…

İtiraz edenlere bu ve benzeri yüzlerce soru sormak mümkün Oysa biz ve siz biliyoruz ki model içindeki tüm sistemlerin zaten şu an tek tek ve ayrı ayrı uygulanabilriliği kanıtlanmış durumda. İşi bilenler, dünyayı takip edenler, neye, hangi detaya olamaz diyecekler acaba?..

Biz, sistemin mühendisleri biliyoruz ki itiraz edenler, “OLMAZ, YAPMIYORUZ!” diyebilirler ancak “OLAMAZ, MÜMKÜN DEĞİL, UYGULANAMAZ” diyemezler. Çünkü yapıyorlar, çünkü oluyor, çünkü uyguluyorlar, çünkü bu uyguladıklarından iyi toplum yönetim modelleri üretiyorlar… Ve biz de diyoruz ki “TÜM BUNLAR BİZDE DE NEDEN OLMASIN?”.

Soru: Çok güzel bir çalışma, teşekkür ediyorum, ancak program ağırlıklı yardımlaşma esasına dayanıyor gibi, bu durumda programa başlangıç aşaması bir A.Ş. kuruluşu şeklinde örgütlenmek bana çok mantıklı gelmedi, çünkü şirketler kar gayesi ile kurulurlar ve T.T.K. vergi kanunları v.b. gibi ticari kanunlara tabi olurlar, bu süreçte, programı tıkıyabilir, bu açıdan program yardımlaşma derneği şeklinde kurgulanırsa daha mantıklı gibi geldi bana, değerlendiriseniz sevinirim. (Ekrem Alfatlı, Yeminli Mali Müşavir)

Yanıt: Öncelikle teşekkür ederiz. Sanırım gözünüzden kaçmış; Nuh’un gemisi sizlerin de belirttiği şekilde yardım nitelikli bir vakıf niteliği taşımaktadır.

Yeminli mali müşavirlik mesleğinizden de bilirsiniz ki, öncelik insanlarımızın kazancıdır. tek başına yardım kuruluşu, zamanla hem dağıtanı hem de alanı kolaycılığın, tembelliğin kucağına atar. Dünya bunun örnekleri ile doludur ve baş etmeye çalışılmaktadır. Yardım ama sadece gerekli kişilere ve gerekli sürece olmalıdır. İhtiyacı oluşturan problemin ortadan kaldırılması esas olmalıdır. Bu sebeple, mahcubiyet oluşturmadan mağduriyetin giderilmesi ve sadece gerektiği müddetçe” problem kaldırılıncaya kadar” kullanılması ve ihtiyaç durumunda devreye alınması başat olmalıdır.Bunun dışında kalanlar ise; daimi muhtaç yaşlılar,ihtiyaç sahibi engelliler, sürekli bakıma muhtaç olanlar olmalıdır. Nuh”un gemisinin, dağıtım bölümünün görevi de budur.

Devamı ise halkın kazanmasını sağlayan, belediyenin oluşturduğu kara halkı ortak edecek, üretimi, istihdamı, denetimi arttıracak bir yapının kurulmasıdır. Şu an dünyadaki gelişmelerine bakarsanız, yeni bir anlayışın arayışı içinde tüm dünyanın olduğu görülecektir. Sisteme dahil olan yapıda, tabi ki halkın, kazanmak sureti ile helal karı esastır.

Sistemin ikinci etabı için, yani üretimin en olmazsa olmaz bolümü için gerekli olan, sizlerin de bildiği gibi AŞ olarak belirlediğimiz şirketlerdir. Çünkü sürdürülebilir amaç; halka sürekli yardım dağıtmak değil, onu eğiterek, ürettirerek, şeffaf denetim altında kalkındırmak, kazandırmak ve bilinçli harcama kültürünü oluşturmak esasına dayalıdır.

Yerel yönetim destekli olmak, denetli olmak, halk katılımlı olmak kaydıyla, özel sektörün üretimden, markalaşmadan ihracata kadar, tüm sürecin, yerelden denetlenmesinin, desteklenmesinin gerçekleştirmesidir. Çünkü belediye de bütçesi halk içindir, halka aittir. Yerel yönetimler sadece çöp, çukur, çamurla değil halkın refahını arttırmakla da yükümlüdürler.

Bu da birkaç kişinin değil halkın tamamının refahına yönelik olmalıdır.

Gerek TTK gerek SPK uygunluğu konusunda, sizler gibi yeminli mali müşavirlerin, mali müşavirlerin ve akademisyen çalışma arkadaşlarımızın araştırmaları sonucunda sistem şekillendirilmiştir. Ve kanun değişiklerine,kötü niyetli baskılara göre modifiye edilebilir bir özellik taşımaktadır. Şu an sistemi tıkayacak bir konu görülmemiştir.

Soru: Böylesine ortak hareket bilinci gerektiren sisteme halk, sizce, hemen evet deyip koşturacak mı?  (Şakir / Bilgi İşlem)

Yanıt: Birçok konudan halkın ağzı yandı. Gerek şirketler, gerek gönüllü teşekküller, gerekse sivil toplum kuruluşları bu ülkede çok vaadin sonunu gördü. Bu elbette bir realite ancak, bizim aktardığımız Büyükaile daha önce vadedilen birtakım modeller gibi ütopik bir toplum modeli değil. İçi boş bir slogan hiç değil. Ayakları yere basan, hayatın içinden ve realitelerinden beslenen ve ona göre dizayn edilmiş, pratiğe geçirilebilir bir uygulama modeli olması. Ve, sık sık da vurguladığımız gibi en önemli temeli, uygulanmış sistemlerin bileşkesi olması. Tüm bu sistemlerin eksiklerinden, açıklarından, sosyolojik ve psikolojik eğilimlerden, ihtiyaçlardan, faydadan yola çıkılarak halk lehine ve hiç kimsenin hiçbir şekilde zarar etmeyeceği, yöneticilerin, “orkestra şefi” gibi gerçek yöneticilik fonsksiyonunu icra edeceği şekilde modellenmiştir. Mesela; belediye başkanı seçildikten sonra, başkanın denetiminde bir şirket kurulduğunu, mahalle kayıtlarına göre de kağıt üstünde hisselendirildiğini düşünün.

Ayrıca her hisse için de bir ortaklık aidiyet kartının bankada hazırlandığını belirtelim. Aynı belediye başkanının sivil toplum kuruluşlarına kendilerinin kontrol edebileceği para miktarını, yapacağı işleri anlattıktın sonra da STK platformunun oluşturulduğunu tasavvur edin.

Kurulan şirkete bu kişiler yönetim kurulu üyesi olarak atandıktan sonra, muhtarlar arasında yapılacak bir seçimle de, muhtarlar temsilcisi yönetim kuruluna dahil olunca şirket oluşumu abna hatları ile tamamlanmış olacaktır.

Ancak buraya kadar halkın ve Nuh’un Gemisi’nin hisseleri dağıtılmamış; sadece paylara ayrılmış olacaktır. (İsteyenin bu esnada katılabilmesi de sağlanacaktır.)

Ardından firmalarla anlaşmalar, belediye başkanının nezareti ile gerçekleştirilecek ve sokak videoboardlarında yayınlanmaya başlayacaktır.

Örneğin, “x benzincide, aidiyet ortaklık kartı olanlara % 10 indirim var” diye halk arasında haberler yayımlandığımda; indirim hakkını elde edebilmek için bu karta sahip olmak gerektiğini halk da bilecek ve aidiyet ortaklık kartını almak isteyenler belediyeye gideceklerdir.

İşte bu da 1 kuruş karşılığında zaten halka ait olan ve riski de ancak bu bir kuruşla sınırlı yapıdan, kendi hisselerini devralmaları anlamına gelecektir. Dolayısıyla normalde bilinen anlamı ile toplu hareket için, özel bir birlikteliğe gerek de olmayacaktır. 1. yıl gerek dahil olmuş STK’lardan gerekse ortaklık aidiyet kartını almış  halktan oluşan bir birliktelikle sisteme başlanmış olacaktır.

Soru: STK’larda siyaset var. Bunlar siyasete rağmen nasıl birlikte hareket edecekler,

aralarında seçim yapacaklar? Seçimdekilerle oluşturulan şirket, işlerin yapılması

esnasında sorun çıkmadan yürür mü? (Dr. Sabahattin)

Yanıt: Sivil toplum kuruluşlarından seçilerek yönetim kuruluna gelen insanlar,

yürüyen işlerde bir yolsuzluğun yapılmaması noktasında kontrolör niteliği taşıyacaklar.

Kendilerinin de içinde olduğu halkın parasının seyrini takip edecekler. Dolayısıyla STK’ların oluşturacağı şirket; bir iş yapan değil, yapılan işleri kontrol eden ve koordine eden olacaktır.

İlçe AŞ olarak belediyenin mümkün olan her ihalesine girilecek, belediye ihaleleri STK platformu tarafından videoboardlarla halka duyurulacak, ihale ekranda yapılacak, şirket standartları konmuş olan ihaleleri takip eden kişi, kurum ve kuruluşların organizesini gerçekleştirecek. İşin takipçisi olacak. Bu sebeple sıradan bir şirkette çıkan sorunların ötesinde bir sorun yumağı öngörülmemektedir.

Soru: STK oyu çok daha fazla olan zihniyet, başkanı zora sokmak için yalnızca muhalefet olsun diye yapılacak olan işleri durduramaz mı, engellemez mi? (Dr.Sabahattin)

Yanıt: Kurulacak şirketin, belediye faaliyetlerinin yapılıp yapılmamasına karar vermede

bir yetkisi yoktur. STK platformu sadece yapılacak işlerin koordinesi ile görevli bir birimdir. İşleri yapacak firmaların oluşumu ayrı bir yapıdır ve bu konu da Büyükaile yapısının ileriki aşamalarında detaylandırılmıştır. Bu sebeple STK’lar için böyle iş engelleme gibi bir ihtimal söz kosunu bile değildir. Yönetimde yapılanlara müdahale Şeffaf Koridor sistemi ve DEDE sistemi ile STK platformu ve direk olarak halkın kanı önderlerine aittir. Halk da aynı yöntemle yönlendirebilecek mekanizmalara sahiptir.

Soru: Otopark ve büfe gelirleri şirkete giderse belediye gelirlerine şirket el atmış olmaz mı? Yani belediye gelirlerine engelleme olmaz mı, böyle bir uygulama belediyenin gelirleri düşecek anlamı taşımaz mı? (Aydın Karcan /Büfe İşletmecisi)

Yanıt: Şirket, belediyenin özel sektöre vereceği hisselere ortak olacaktır, belediyenin

kendisine gelir olarak aldığı kısmına değil. Konuyu bir örnek ile somut hale getirelim; İstanbul Büyükşehir Belediyesi, şehirdeki reklam panolarını Kültür AŞ. adlı belediye iştirakine ihale ediyor, o da özel sektörle birlikte bu işin tanıtımını ve pazarlanmasını yapıyor. Yani belediye ihaleyi dışarı da verse şirket vasıtası ile de verse aynı parasını, yani gelirini alıyor. Büyükaile sisteminin bu işleyişten farklılığı, gelire halkın tamamının da ortak edilmesi, o kadar. Bu küçük farklılık aslında sistemde çok büyük bir etki meydana getiriyor. Başta belediyenin istediği kişiye isteği fiyata bu türden işleri veremeyeceğinden tutun da sonrasında halkın kazanmasına, Nuh’un Gemisi oluşumuna getirisine kadar.

Soru: Araçlar şirket üzerinde ya da kiralık olmazsa indirim hakkına sahip nasıl olacak? (Fehim Öz / Şoför)

Yanıt: Bu sistemin ilk aşamasında izah ettiğimiz araç krialama işi, aslında son derece pratik ve herkese kazandıran bir sistemdir. Bir kuruşluk hisse karşılığında, vatandaşın var olan aracı, araç sahiplerine ikinci bir gelir getirmek üzere sistemde kullanılacak şekilde sisteme dahil edilecekyir. İhtiyaç halinde, gün onayı almak kaydı ile şirketin tüm yaşam süresi içinde  bir kez, şirketin istediği gönüllü kuruluşla ilgili çalışmada (engelli dernekleri, sosyal yardım dernekleri vs. canlıya yardım amaçlı sivil toplum kuruluşlarının, STK platformu nezaretinde) sahibi tarafından kullanılmak üzere, şirket bir kuruşa  vatandaşla, yani şirket ortağı ile, araç için kira anlaşması yapacaktır.

Soru: Belediyenin şirket kurması kötü niyetli iktidarca engellenebilir mi? (Zeliha Sarıköy / Ev Hanımı)

Yanıt: Belediyeler şu anki mevcut yasalara göre şirket kurabilir, ortak olabilir, iştiraki vasıtası ile yapıya dâhil olabilir, kurulmuş şirkete hibe yolu ile sahip olabilir. Alacağı olan bir şirketin hisselerini haciz yolu ile alabilir. Şu an bunda hiçbir kanuni engel yoktur.

Yeni bir kanuni engel çıkarılması herkesin aynı kanuna tâbi olması anlamını taşır. İştiraklerin varlığını gerekli gören belediyeler de bu durumda aynı kanuna tâbi olurlar. Ve halkın ortak olacağı için bir kanunu halk kazanmasın diye çıkaran hiçbir iktidarın bir sonraki genel seçimlerde ayakta durması mümkün değildir.

Soru: Belediyenin iştirakçi olduğu bir şirket belediyeden kanuni usuller içerisinde iş/ihale alabilir mi? (Konuralp Kut / Otobüs İşletmecisi)

Yanıt: Şu an İstanbul Büyükşehir Belediyesi kapsamında çalışmakta olan İsfalt, İston, Kültür AŞ, Kiptaş, Halksu, Halkekmek… belediye iştirakidir. Ve yıllardır belediyenin ihalelerini alarak hizmet üretmekte olan firmalardır. Hatta kuruluş amaçları budur. Bu durumda kapsamı daha da genişlemiş ve halka açılmış, üstelik sürekli kâr sağlayacak bir iştirakin açılması için teorikte kanuni hiçbir engel yoktur.

Soru: Eğer evin reisi olan baba Nuh’un gemisinden kendisine, yani kartına aktarılan parayı evine harcamazsa, olur olmaz şeyleri almak için kullanmaya kalkarsa, aile tekrar aç kalmaz mı ? (Engin Özel / çöp arabası operatörü )

Yanıt:
ilk etapta gazeteleri okuduğumuzda duyduklarımızdan dolayı insanın “evet maalesef haklısın” diyesi geliyor. Ancak,dünyadaki gelişmeleri takip edenler bilirler ki,batıda evsizler için kart sistemi kullanılmaktadır.Ve kartlara yüklenen paralar sadece alınabilecek ürünlerle sınırlandırılabilmektedir. Yani siz kömür alınması için o parayı verdiyseniz,onunla sadece kömür alınabilir ,gıda alınsın diye verildiyse sadece gıda alınabilir.Bu da satın alma noktalarında önemli bir oto kontrol anlamı taşıyacaktır.diyelim ki,ihtiyaç sahibi evini düşünmedi , kartla alışveriş yapılacak olan esnafta ilgilenmedi ve gıda almaya uygun karttan ,gıda alınmış gibi göstererek başka bir ürün verdi. Tespit halinde; önce kart kullanımı evdeki diğer kişinin onayına ek karat olarak açılacak ve alışveriş işlemini yapan firma kara listeye alınarak önce ikaz, sonra teşhir, ardından da kısa süreli sistemden men yaşayacaktır.Bütün bunlara rağmen aile reisi gücünü ya da duygusallığını kullanarak aynı durumların gerçekleşmesine sebebp oluyorsa ,muhtar ve STK lar ve/veya ,food bank diye nitelendirilmiş sistemden elde edilen ayni yardımlar aileye ulaştırılacaktır.bu karar;muhtar ve STK platformu temsilcilerinin diğer aile bireyleri veya bu duruma şahit olan komşuları ile birlikte alınabilecektir. Bu yardımlar normal bir şekilde ev halkının siparış vermesi yolu ile para miktarı kadar en yakın markettte muhtarlık tarafından acılan kredi hesabı ile alışveriş şeklinde karşılanacaktır.Yani kartı iptal olsa da karta yüklenecek para miktarı kadar marketlerden veya diğer satış noktalarından kredi kullanma imkanı olacaktır.tabi ki ayni olarak .

Soru: Şirketin hesap hareketleri, satış ve satın alma işlemlerinin tümünün ortaklar tarafından izlenmesi mümkün mü? (Zekai Harmandere \ Muhasebeci)

Yanıt: Sistemin ana işlevlerinden biri olan “Şeffaf Süreç Denetimi” çok yönlü bir kontrol mekanizmasıdır. Bu sistemde halk, aynı zamanda tüm şirketlerin ortağı olduğu için, hem kendisinin direkt kontrol mekanizması olan Videoboardlar, hem de kendisi adına yönetimde yer alacak İlçe AŞ. temsilcileri, STK platformu ve DEDE sistemi temsilcileri ile iç denetime katılacaktır.

Bunların yanı sıra sistemin getirdiği en büyük denetim yeniliği ise, ortaklara yani her bir vatandaşa verilecek şifre ile ortakların sisteme direkt giriş yapabilmesi ve her türlü hesabı, satın alma ve kasa hareketini, (müdahil olmadan) anında kontrol edebilecekleri bir yapının oluşturulması. Bu işlem hareketlerinin kontrolü ile, vatandaş ters bir durumla karşılaştığında anında İlçe AŞ, STK platformu ve DEDE sistemi devreye girecek ve soruna müdahil olacaktır.

Soru: Şirketin kârlılığı ile ilgili, 3 ayda bir, hissedarlara genel duyuru yapılabilir mi? (Füsun Edremitli / Avukat)


Yanıt:
Bu duyuru, belirttiğiniz üzere her mali dönemde yapılabileceği gibi, kasa hareketleri zaten şeffaf süreç denetiminde  açık olarak yürütüleceği için –tabiri caizse-vatandaş tüm ihaleleri günlük ve anlık olarak takip edecektir. Böyle bir takip sistemi, halkın borsa takibi yapar gibi kendilerine hane başı ne kadar gelir geleceğini sürekli izlemesi anlamına gelmektedir ve Türkiye’de ilktir.

Söylediğiniz 3 aylık periyotlarda çıkarılacak kârlılık tabloları ise şirketlerin dönemlik kârlılık grafiğini izlemek açısından faydalı olacaktır. Böylece herkes, ortağı olduğu şirket gelirinin yükseliş grafiğini kıyaslama imkânı bulacaktır.

Soru: Bu yapılanma çok büyük bir organizasyon gerektirdiğinden, çok insanlı dev bir şirket zorluğu oluşmaz mı? (Feray Akın / Danışmanlık Firması Çalışanı)

Yanıt: Aksine, bu organizasyon en minimum düzeyde sabit çalışandan oluşacaktır.

Her ihalenin şeffaf süreç kontrolü için, kentten, ihaleyi alan şirket adına tabi ki eleman alınacaktır. Ancak bedeli ihale bitimine kadar firma tarafından ödenmek ve ihale bitiminde o kişinin şirkette de görevinin bitmesi kaydıyla bu alımlar yapılacaktır. Diğer organizasyonlarda ise, tamamen kentteki şirket ortağı olan firmalardan yararlanılacak. Halkın ortak olduğu belediyenin iştirakçi olduğu şirkete ait bir kurum asla kurulmayacaktır. Yani kentteki yerel firmalar çalıştırılacak, onların güçlerinden ve insan kaynaklarından istifade edilerek kentin ve kent halkının büyümesi, kalkınması sağlanacaktır.

Soru: Belediyenin de iştirakçi olduğu şirkete halk hissedar olabilir mi? (Yılmaz Asmacı / Esnaf)


Yanıt:
İştirakçisi kim olursa olsun, Türk Ticaret Kanununa tâbi bir şirket, SPK’ya kayıt olmak kaydı ile çok ortaklı hale gelebilir. Bu çok ortakların kimin olacağı ise şirketin belirleyeceği bir konudur.

Soru: Belediye iştirakçisi olduğu şirketin hisseleri SPK’ya, borsaya dâhil olursa kötü niyetlilerce el değiştirmez mi? Bir elde toplanmaz mı? (Kubat Taşçı / Büfe İşletmecisi)


Yanıt:
Hisseler nama yazılı olacağından herhangi bir kötü niyete açık olmayacaktır. Ayrıca, hisselerin SPK kayıtlı olması demek borsaya açılması demek değildir. İkisi ayrı konulardır.

En önemlisi şirket hisseleri; seçim sonrasında şirket kapatıldığında anlamsız olacağı için, el değiştirmesinin de çok mantığı olmayacaktır.

Soru: Belediye iştirakçisi olduğu şirket, firmalarla anlaşarak hissedarları için indirim alabilir mi? Böyle bir şey mümkün mü? (Hakkı Sorgun / Taksi Şoförü)


Yanıt:
Her gece TV’de seyrettiğimiz, cep telefonlarımıza gelen banka kartına yapılacak indirim reklâmlarından biliyoruz ki böyle bir uygulama artık yaşamımızın her alanına girmekte. Puan biriktirme, biriken puanlara direkt indirim imkânı, ya da bir hediye kazanma, bu uygulamanın belli başlı yöntemleri. Ve bunlar tamamen uygulayıcı firmalarla gerçekleşmektedir. Biz zaten yürürlükteki bir sistemden halk lehine yararlanacağımızı söylüyoruz. Üstelik hiçbir sistemi de bozmadan… Belediyenin yapacağı; zaten var olan bu uygulamanın, halkın da ortağı olduğu belediye iştiraki ile halk lehine olacak şekilde yararlanılmasından ibarettir. Tıpkı diğer mevcut örneklerindeki gibi…

Soru: Şirketin bütün işleri yapması mümkün olmadığına göre büyük işleri hep başkaları yaparsa bir şey değişir mi? Halkın belediye ile ortak olduğu AŞ. ihaleleri de bu büyük işleri alabilecek mi? (Kadir İnan / İşadamı)

Yanıt: Bir örnek üzerinden Yanıtlayalım bu soruyu… Diyelim ki Büyükşehir Belediyesi metro ihalesi yapıyor. Buna da dışarıdan firmalar girecek. Bizim sistemimizde de tıpkı şu anki uygulamada olduğu gibi, iş, ortak girişimle gerçekleşecek. İşler en uygun teklifi verene ihale edilecek. Halk AŞ. organizasyon hizmeti verecek ve ayrıca günlük olarak, işlem yapılırken halkın memnuniyetini takip işlevini yüklenecektir. AŞ ortakları olan halk, elektronik ortamda günlük olarak yapılanlardan rahatsızlığını, şikâyetini dile getirebilecek, taleplerini ilgili mercilere ulaştırabilecek. Hem de vatandaşa verilen ve elektronik ortama girilirken kullanılan kartın kodlanması sebebi ile hangi ilçe, hangi mahalle, hangi sokak, hatta hangi numaradan şikâyetin geldiği tespit edilebilecek. Böylece kent ahalisinden gelen sorunlar, bölgelere göre de kategorize edilebilecek.

Ayrıca memnuniyet düzeyini ölçen anketler uygulanacak; böylece bu konuda bir veri havuzu oluşacak elimizde. Gerektiğinde çözümler için yine aynı sistemle anketler düzenlenecek. Eğer büyükaile sisteminiz yok ise böyle bir veri sonucuna günlük ulaşmanız bile milyarlarca, hatta trilyonlarca bedele mal olabilir. Ama ortaklar, her gün bu sisteme dâhil olarak anket bedelinin şirketlerine de gelmesini sağlayacaklar, kumbaralarında para birikirken anketi de gerçekletirmiş, yönetime aktif olarak katılmış olacaklardır. Bu sistem bilgisayarla gerçekleştirileceği gibi firmalarca reklâm karşılığı olarak ayrıca kurulabilir olması da bu gün için önemli bir kolaylıktır.

Soru: Videoboardları kim denetleyecek ve videoboardlar ne amaçla kullanılacaklar? (Mine Ardaş/ Ev Ekonomisti)

Yanıt: STK platformu bünyesinde bulunan Sistemetik grubu bunun denetimcisi olacaktır. Grup, ihale bilgilerinin videoboardlarda yayınlamasının yanında, muhtardan gelen halk ihtiyaç durumlarının denetlenmesini de üstlenecek; halkın devletle olan sıkıntılarını gidermede bir köprü vazifesi görecektir. Ayrıca videoboardların bulunduğu alanlar ve mimari yapı; mahalle/sokak bekçisi ve engelli vatandaşlar için istasyon olarak da görev yapacaktır.

Soru: Tüm dernekler ve vakıflar aynı hakka sahip olacak mı? (Samime Harputlu / Ev Hanımı, Sosyal Gönüllü)

Yanıt: Evet tüm dernekler vakıflar, odalar aynı hakka sahip olacaklar. Bu da farklılıkların birlikteliğine kimsenin müdahale edememesi; her farklı partilinin, her farklı memleketlinin, her farklı inanç grubu mensubunun, her farklı mezhep mensubunun bu model ile kendi haklarını koruyabilmesi ve yönetime katılması anlamı taşır.

Soru: Büyükaile projesinin yerel yönetimler için üretilmiş bir proje olduğunu görüyoruz. Bu projenin devlet kademelerinde uygulanabilirliği mümkün mü? Yerel yönetimler için hazırlanan böyle bir projenin merkezi yönetimde de pratik hayata geçirilmesi ile ilgili projenin devamı var mı? (Hasan Erşener/Emekli Müfettiş)

Hazırlanan Büyükaile modelinin finali “Türkiye”m bir büyükaile” diır. Ancak yerel çalışmalarla modellendirmenin üniversitelerle birlikte yürütülmesi ve yerelden genele ulaşmada eksiklerin, öngörülememiş aksaklıkların tamamlanması zorunludur. Yereldeki çalışmalarda tüm meslek grupları ve üniversitelerin kendi alanlarındaki çalışmaları, genele uygulamadaki başarının yolunu açacaktır. Uygulanabilirliği konusuna gelince…. Bu modelin modüllerinin, tek başına dünyada uygulanmakta olan örnekleri zaten mevcuttur. Bizim Büyükaile ile yaptığımız, bunu bir yönetim modeli olarak bütünsel bir anlayışla yeniden ele alıp, bütünsel yönetim mekanizmasında ortaya çıkabilecek öngörülememiş boşlukları, öncelikle yerelde yakalayıp sonrasında modeli genele yani devlet kademelrine uygulayabilmektir. Modelimizdeki pek çok uygulama zaten yapılmaya devam eden ve başarı kazanmış toplum projerinin içermektedir.

Soru: Nuh’un Gemisi için hedeflediğiniz bütçenin ya da ideal yapının tutmaması durumunda toplumdaki aç insanlar ne olacak? (Taner Kaya )

Yanıt: Nuh’un Gemisi projesinin ve bu proje ile açığa çıkacak bütçenin temel hareket noktası, insanların minimum düzeydeki harcamaları baz alınarak hesaplandı. Dolayısıyla insanlar ne zamanki en temel harcamaları yapmadan yaşamayı başaracak bir formül bulursa bu projenin bütçesinin oluşumu da ancak o zaman imkansız hale gelir! Üstelik sosyoloji ve toplum psikolojisi ile uğraşanlar bilirler ki insanların daha uygun fiyat olmasına rağmen gidip de daha pahalıya talip olması, ancak toplumun küçük bir azınlık grubu için geçerli bir realitedir.

Gelir düzeyi yüksek olan bu grup da statülerinde bir kayıp hissine kapılmayacakları ortamlarda olmak kaydı ile  indirimli alışverişten ne derece hoşnut oldukları her indirim döneminde yaşanan bir vakadır.

Öncelikle kartın kullanılacağı alanlarda insanların indirim talep edeceği gerçeği ortadadır.

İkinci olarak harcama hedefleri ile ilgili ulaşılacak rakamlar gelir. Yani örnekteki gibi karttan 50.000.000 yerine 30.000.000 TL geçerse ne olur? Sorusunun cevabına gelince; 30.000.000 TL’nin %3’ü Nuh’un Gemisi’ne aktarılacak demektir. Bu rakam baz alındığında bile aylık 900.000.000 TL gibi bir rakamdan bahsediyor oluruz.

Ayrıca bu nüfustaki bir ilçenin kaymakamlık vasıtası ile dağıttığı miktarın yılda 1.000.0000 TL olduğunu düşünürsek aylık 900.000.000 TL’nin nin nasıl bir açık kapatacağını da görmek mümkündür. Üstelik Nuh’un Gemisi vakfının İlçe AŞ’ye de ortak olacağı, ardından Büyükşehir AŞ’ye de ortak olacağı hesap edildiğinde ortaya çıkacak olan paranın şu anki dağıtılana eklenmesi ile tüm ihtiyaç sahipleri, şehit aileleri, kimsesizler, yaşlılar için tüm hesapların üstüne çıkabilme şansı olacaktır.

Yani; Nuh’un Gemisi’nin ortak olduğu ilçe ve büyükşehir AŞ ler, bahsettiğimiz %3’lük tüketimden aktarılacak olanların yanı sıra gönüllü bağışlar, kaymakamlık yardımları, valilik fonlarından zaten zorunlu olarak aktarılan fonlar ile yeni bir iş ortamı sağlanıncaya kadar insanları ayakta tutabilecektir.

Böylece bağış ebedileşmeden, insanların üretime katılması sağlanabilecektir.

Büyükaile modelinin ikinci etabı ile de üretim ve topluma katılım sağlanacaktır.

Bu da her yıl yardım edilen insan miktarının artması değil, düşmesi anlamına gelecektir.

Soru: Tüm ihalelerin ilçedeki firmalara verilmesi mümkün mü? (Faruk Cil)

Yanıt: Bütün ihalelerin beldedeki firmalarla yürütülmesi, arzu edilen durum olsa da yüzde yüz reel değildir. O sebeple, şeffaf olarak videoboardlardan yapılacak ihaleye tabi ki dışarıdan, başka firmalar da katılabilecektir. Aksi durum zaten halkın zararına olur. Her indirim şirkete, dolayısı ile halka kalacaktır. Üstelik rekabet hem fiyatları etkileyecektir hem de kaliteyi.

Ancak ihaleyi alan firma, eğer ilçe dışından ise, (daha uygun teklif verebilen firma) ihale yapılan beldede mutlaka bir büro açmayı ve en az bir kişiyi de istihdam etmeyi, ihaleye girerken kabullenmiş olacağından, kazanan firma, fiziken o beldenin firması haline gelmiş olacaktır.

İhaleyi yapan, ticaret kanununa tâbi AŞ olacağı için belediyeye oranla, bu konularda çok daha rahattır. Belediye iştirakleri de zaten bu sebeplerle kurulmuştur. Ve kanunlara göre işleri yaptırır.

Ancak;

* Şeffaf yönetim ve denetim sisteminin olmaması;

* Halkın aidiyet hissetmemesi;

* Hantallaşma ve zararı, en azından örtülülüğü getirmiştir.

Bu sebeple hiçbir kanun değişikliğine ihtiyaç duyulmadan, bugünkü şartlarda çalışmalar devam ederken durum halkın lehine çevrilmiş olabilecektir.

Soru: Iskontodan kalan %3’ün Nuh’un Gemisi’ne gidişinde vergilendirme nasıl olacak? (Yasemin Yesilyurt)

Yanıt: Nuh’un Gemisi bir vakıf olacak. Vakıflar kanununa tâbi olacaktır.

Leave a Comment

If you would like to make a comment, please fill out the form below.

Name (required)

Email (required)

Website

Comments

© 2011 Büyük Aile Projesi, - Thanks Google